Anne sütü kurye ile gönderilirken önce soğuk zincir kuruluyor
Maslak'ta bir plazada çalışan anne, sabah 10.00 ve öğleden sonra 14.00 olmak üzere günde iki kez meme pompasıyla sağım yapıyor; şişeler ofisteki laktasyon odasının buzdolabına kalkıyor ve mesai bitimini, yani saat 18.00'i beklemeden kurye çağrılıyor. Beklemenin sebebi basit: ofis buzdolabı eve kadar gidecek kadar güvenilir değil, üstelik akşam trafiğine kalan bir teslimat sütü fazladan iki üç saat oda sıcaklığında tutma riski taşıyor.
Kurye kapıya geldiğinde şişeler zaten soğutulmuş halde teslim ediliyor; firma burada havadan sıcak bir paket değil, zincir kopmadan devam ettirilmesi gereken bir yük alıyor. Bu yüzden sipariş notuna sadece "hassas gönderi" yazmak yetmiyor, kuryenin işe başlamadan önce çantasında buz aküsünün hazır olduğunu bilmesi gerekiyor.
Buz aküsü ve yalıtımlı çanta olmadan şişe teslim alınmıyor
Standart kurye çantası burada yeterli olmuyor; şişeler jel buz aküleriyle desteklenmiş yalıtımlı bir soğutucu çantaya yerleştirilmeden kurye gönderiyi almıyor. Gevşek duran, çantanın içinde devrilip kapağı sızdırabilecek bir şişe varsa teslimat ertelenip anneye haber veriliyor; zira yolda devrilen bir biberon hem sütü hem de çantadaki diğer şişeleri riske atıyor.
Her şişenin üzerinde sağım tarihi ve saati yazılı olması isteniyor, çünkü eve ulaştığında bebeğe hangi şişenin önce verileceği bu etikete göre belirleniyor. Kozyatağı ve Ataşehir'deki plazalardan gelen siparişlerde bu etiketleme genelde atlanmıyor, ama ilk kez sipariş veren anneler bazen bunu unutuyor; kurye firması bu durumda şişeyi almadan önce kalemle not almasını rica ediyor.
Teslimat penceresi: öğle arası mı, mesai sonu mu?
Yaygın kabul gören süre, taze sağılmış sütün oda sıcaklığında dört saat, soğutucu çantada buz aküsüyle yirmi dört saate kadar dayandığı yönünde; bu yüzden öğle arasında alınan bir gönderi akşama kalmadan direkt eve gidiyor, mesai sonunda alınan ise zaten dolaptan çıkmış soğuk haliyle kısa bir yolculuk yapıyor. İki senaryo arasındaki fark, kuryenin ofisten çıktığı an trafiğin ne kadar süreceğiyle ilgili: Maslak'tan Ümraniye'ye bir akşam üstü teslimatı kırk dakikayı bulabiliyor, bu da soğutucu çantanın neden vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.
Bazı anneler ofisten değil, bebeğin bırakıldığı kreşten eve gönderim istiyor; kreş öğleden sonra bebeği teslim ederken kalan şişeleri de kuryeye veriyor. Bu durumda rota tek yönlü değil, önce kreşe uğrayıp sonra eve gidiyor, yani aynı sipariş içinde iki duraklı bir tur oluşuyor.
Bu talep en çok hangi bölgelerden geliyor?
Maslak, Levent ve Ataşehir'deki plaza yoğunluğu, bu tür siparişlerin de yoğunlaştığı bölgeler; çünkü buralarda çalışan annelerin evleri genelde Ümraniye, Kadıköy ya da Beylikdüzü gibi ofise bir saatten uzun mesafedeki ilçelerde oluyor. Anneanne ya da babaannenin bebeğe baktığı evlerde talep daha düzenli bir rutine dönüşüyor: aynı saatte, aynı adrese, haftanın beş günü tekrarlanan bir sipariş.
Bakırköy ve Şişli'deki hastane çevresinde çalışan sağlık personeli annelerden de benzer talep geliyor; vardiyalı çalıştıkları için gönderim saati gün gün değişiyor, bu yüzden sabit bir teslimat penceresi değil, o günün vardiyasına göre değişken bir çağrı sistemi işliyor.
Kargo değil kurye tercih edilmesinin sebebi
Standart kargo şirketleri soğuk zincir garantisi vermediği ve şubeler arası aktarmada şişenin saatlerce bekleyebileceği için anne sütü gönderiminde tercih edilmiyor; aynı gün, tek seferde ve soğutucu çantayla giden bir kurye burada tek gerçekçi seçenek oluyor. Sipariş notuna içeriğin ne olduğunu açıkça yazmak, kuryenin çantayı ters çevirmemesi ve diğer gönderilerle aynı bölmeye koymaması için önemli; parfüm ya da temizlik malzemesi gibi kokulu ürünlerle aynı turda taşınmaması da bu notla sağlanıyor.
Teslimat sırasında şişeyi kapıda bekleyen kişiye elden vermek standart hale geldi; kapı önüne bırakma burada tercih edilmiyor, çünkü güneşte bekleyen bir şişe birkaç dakika içinde ısınabiliyor.



