Ekmek kurye teslimatı neden saat 06.00'dan önce başlar
Bayrampaşa'daki bir fırın gece 02.30'da hamur yoğurmaya başlıyor, ilk parti somun saat 04.30 gibi fırından çıkıyor. Market ya da bakkal sahibi kepengi 07.00'de açtığında rafın dolu olması gerektiği için kurye bu aradaki iki saatlik pencereyi kullanıyor; fırın çıkışında bekleyip ilk sıcak partiyi alıyor, soğumadan teslimata çıkıyor.
Aynı kurye bir turda tek dükkana gitmiyor; Fatih ve Zeytinburnu'ndaki beş altı bakkala uğrayıp her birine on beş yirmi somun bırakıyor. Rota, dükkanların açılış saatine göre değil, fırının o sabah hangi siparişi önce hazırladığına göre kuruluyor; bu yüzden aynı caddedeki iki bakkaldan biri bazen diğerinden on dakika önce ekmeğini alıyor.
Sepet geri gelmeden yeni ekmek çıkmıyor
Ekmekler kurye çantasına değil, fırına ait plastik kasalara diziliyor; kurye her teslimatta o dükkanın önceki gün kullandığı boş kasayı da yanına alıp fırına geri getiriyor. Bir market elindeki kasayı iade etmezse kurye ekmeği naylon poşete koyup bırakıyor, ama fırıncılar bunu istemiyor çünkü naylon kabuğu terletip yumuşatıyor.
Küçük bir fırının elinde genelde kırk elli kasa dönüyor; bu sayı sabit olduğu için üç dört dükkanın kasası aynı anda geri gelmezse sabah ikinci parti için kasa sıkıntısı yaşanabiliyor. Kurye bu yüzden teslimat sırasında boş kasayı almayı unutursa, akşam ayrı bir turla sadece kasa toplamaya gitmek zorunda kalıyor.
Ramazan'da pide turu ekmek turundan ayrılıyor
Ramazan ayı boyunca talep ekmekten pideye kayıyor ve iftar saatine göre yeni bir teslimat penceresi açılıyor; Üsküdar ve Şişli'deki fırınlar öğleden sonra saat 16.00'dan itibaren ikinci bir kurye turu başlatıyor, pideler iftardan bir buçuk iki saat önce dükkanlara ulaşmış oluyor.
Pide boyu standart ekmek kasasına sığmadığı için bu dönemde kasa yerine uzun, düz tepsi kullanılıyor; kurye tepsiyi motorun arkasına değil, sırt çantası benzeri bir taşıyıcıya yatay yerleştiriyor. Bir fırın bu dönemde günlük iki turdan dört beş kurye turuna çıkabiliyor, çünkü aynı dükkan sabah ekmek siparişinin yanına öğleden sonra ayrıca pide siparişi de ekliyor.
Simit ve poğaça kapalı poşette terliyor
Sıcak çıkan simit ya da poğaça kapalı bir naylon poşete konduğunda kendi buharıyla terliyor, kabuk birkaç dakika içinde yumuşuyor; bu yüzden kurye bu ürünleri kese kağıdına sarıp üstünü hafif açık bırakıyor. Kağıt torba aynı zamanda ürünlerin birbirine yapışmasını da önlüyor, naylonda üst üste duran iki poğaça birbirine yapışıp şeklini kaybedebiliyor.
Bir kasaya en fazla üç kat simit istifleniyor, dördüncü kat eklenirse alttaki simitler kendi ağırlığıyla ezilip çatlıyor. Beşiktaş ve Kadıköy'deki kafelere günlük simit götüren kuryeler bu yüzden tek seferde büyük miktar değil, kafenin günlük tükettiği kadarını taşıyor; kafe akşamdan sipariş verip sabah erken saatte teslim alıyor.
Akşam satılmayan ekmek, gün sonu iade turuyla geri dönüyor
Günün sonunda rafta kalan ekmek çöpe gitmiyor; fırının belirlediği saatte, genelde akşam 21.00 civarında, aynı kurye markete tekrar uğrayıp satılmayan ekmeği topluyor. Fırın bu ekmeği markete yarı fiyatına fatura ediyor ya da bir sonraki siparişten düşüyor; böylece market elinde kalan ürünün zararını tek başına karşılamıyor.
Bu iade turu sabahki teslimat kadar acil olmadığı için tek kurye aynı akşam dört beş dükkanı art arda dolaşabiliyor; miktar az olduğu için ayrı bir ücret çıkarılmıyor, haftalık sabit kurye anlaşmasının içinde sayılıyor. Zeytinburnu'ndaki bir fırın sahibi bu düzeni kurmadan önce haftada ortalama elli altmış ekmeği zarar yazdığını, iade turu başladıktan sonra bu sayının neredeyse yarıya indiğini söylüyor.



