Tez teslimi kurye hizmeti neden gece yarısından sonra devreye giriyor
YÖK Ulusal Tez Merkezi'ne yüklenen PDF işin sadece yarısı. Enstitü sekreterliği savunma dosyasını kapatmadan önce ciltli, imzalı nüshaları elden teslim almak istiyor ve bu kural neredeyse her üniversitede aynı şekilde işliyor. Öğrenci danışmanından son düzeltmeleri aldıktan sonra ciltleme dükkanına gittiğinde saat genelde akşamın geç saatlerine sarkmış oluyor, çünkü jüri üyelerinden gelen küçük bir not değişikliği bile tüm sayfaların yeniden dizilip basılmasını gerektiriyor.
Maslak ve Avcılar çevresindeki bazı fotokopi-cilt dükkanları gece 24.00'e, bazıları sabaha karşı 02.00'ye kadar açık kalıyor, tam da bu yüzden ayakta duruyor. Ama ciltleme bittiğinde öğrencinin elindeki zaman daralmış oluyor; enstitü sekreterliği çoğunlukla sabah 09.00'da açılıp öğleden sonra 16.00-16.30 arasında evrak kabulünü kesiyor, kimi enstitülerde savunma günü sabahı dosyanın saat 10.00'dan önce elde olması isteniyor. Gece yarısı ciltlenen nüshayı sabah erkenden, öğrenci kendisi uyurken, kurye alıp enstitüye teslim ediyor.
Ciltleme atölyesi bir yakada, enstitü başka bir ilçede
İTÜ öğrencisinin cildini Maslak kampüsünün çevresinde bastırması yaygın, ama enstitü binası çoğu zaman Taşkışla ya da Maçka'daki farklı bir yerleşkede duruyor; Marmara'da durum neredeyse tersine işliyor, Göztepe'deki cilt dükkanlarından çıkan nüsha bazen Haydarpaşa'daki enstitüye gidiyor. Yıldız Teknik'te Beşiktaş ile Davutpaşa kampüsleri arasındaki mesafe aynı sorunu yaratıyor: öğrenci cildini birine yakın bir dükkanda bastırıp diğerine teslim etmek zorunda kalabiliyor.
Bu coğrafi kopukluk sıradan bir günde dert değil, ama savunmaya üç-dört saat kala fark edilirse taksi tutup trafikte beklemek riskli bir seçenek oluyor. Kurye burada güzergahı ve trafiği önceden bilen taraf olarak devreye giriyor; özellikle TEM bağlantı yollarının tıkandığı öğle saatlerinde moto kurye dört tekerlekli bir araçtan daha güvenilir sonuç veriyor.
Jüri üyelerine ayrı ayrı teslimat: savunmadan önce çoklu durak
Bir tez savunmasında genelde üç, bazı enstitülerde beş kişilik jüri oturuyor ve her üyenin kendi ciltli nüshasını savunmadan en az bir-iki gün önce eline alması bekleniyor. Jüri üç farklı üniversiteden oluşuyorsa -danışman Boğaziçi'nde, ikinci üye Yıldız Teknik'in Beşiktaş kampüsünde, misafir üye şehrin tamamen başka bir ucundaki bir araştırma merkezinde- öğrencinin bu üç adresi tek başına aynı gün dolaşması saatler alıyor.
Kurye bu durumda tek seferlik bir teslimat değil, planlı bir rota işletiyor: önce en uzak nokta olan Hisarüstü'ne gidiliyor, dönüş yolunda Beşiktaş'a bırakılıyor, son durak genelde öğrencinin kendi enstitüsü oluyor. Her teslimatta jüri üyesinin asistanı ya da sekreteri imza istiyor; kurye her durakta kime teslim ettiğini not düşüyor, bu kayıt nüshanın kaybolması durumunda öğrenciye kalan tek iz oluyor.
Kapak rengi ya da yazı tipi yanlışsa teslimat ikinci kez tekrarlanıyor
Her enstitünün cilt kapağı için kendi şartnamesi var: bazısı siyah kapak ve altın yaldız yazı istiyor, bazısı lacivert kapak ve üniversite logosunun belirli bir boyutta basılmasını şart koyuyor. Ciltleme dükkanı bu şartnameyi görmeden standart siyah kapakla basarsa, sekreterlik evrakı kapıda geri çevirebiliyor; bu da öğrencinin aynı gün içinde cildi yeniden bastırıp ikinci bir kurye seferi ayarlaması gerektiği anlamına geliyor.
Bu tekrarlar genelde öğleden sonra saat 15.00 gibi, sekreterliğin kapanmasına bir-iki saat kala fark ediliyor; o andan itibaren hem ciltleme dükkanının yeniden basması hem kuryenin ikinci kez aynı adrese gitmesi dakikalarla yarışan bir işe dönüşüyor. Bu yüzden tecrübeli danışmanlar öğrenciye ilk ciltlemeden önce enstitünün örnek kapağını görmesini öneriyor; bu küçük kontrol, günün sonunda bir kurye seferini tamamen gereksiz kılabiliyor.



