Poliklinik numuneyi neden kendi değil kurye taşır?
Bahçelievler'deki küçük bir poliklinik günde elli altmış hasta görüyor olabilir ama bünyesinde kendi laboratuvarını kurmak hem maliyet hem de personel açısından anlamsız bir yatırım. Bu yüzden kan, idrar ya da doku örnekleri alındıktan sonra şehrin başka bir noktasındaki merkez laboratuvara gönderiliyor; bu gönderim klinik personelinin görevi değil, çünkü hem resepsiyonist hem hemşire o saatte başka hastalarla ilgileniyor.
Ümraniye ve Göztepe gibi semtlerde yoğunlaşan özel poliklinikler, genellikle Şişli'deki ya da Levent'teki bir merkez laboratuvarla sözleşmeli çalışıyor. Günde üç dört kez aynı güzergahtan geçen bir kurye, hem numune toplama hem de sonuç raporunun geri dönüşünü taşıyan tek bağlantı noktası haline geliyor.
Tıbbi numune taşımada her tüp aynı kurala tabi değil
Kan tahlili için alınan EDTA'lı mor kapaklı tüp ile pıhtılaşmayı bekleyen kırmızı kapaklı tüp farklı davranır; biri hemogram için dakikalar içinde santrifüje girmesi beklenirken, diğeri serum ayrışması için biraz daha bekleyebilir. Kurye bu ayrımı bilmek zorunda değil ama hangi tüpün hangi torbaya, hangi sırayla yerleştirileceğini laboratuvarın verdiği talimata göre uygulamak zorunda.
Doku ya da biyopsi örnekleri tamamen başka bir mantıkla taşınır: formalin dolu kavanoz sızdırmaz şekilde kapatılır ve devrilmemesi için kutu içinde sabitlenir, çünkü dökülen formalin hem numuneyi bozar hem de kuryenin aracında kalıcı bir koku bırakır. İdrar örnekleri ise dik durması gereken, yan yatırılmaması gereken tek kategori; kurye çantasında ayrı bir bölmeye yerleştirilir.
Tıbbi numune taşıma sırasında dakikalar sonucu değiştirebilir
Potasyum ve bazı elektrolit tahlillerinde kan hücreleri iki saat içinde ayrışmazsa hemoliz başlar ve sonuç yanlış çıkar; bu yüzden bu tür tüpler alındıktan sonra kurye çağrısı geciktirilmez, numune soğutulmadan ama oda sıcaklığında en kısa sürede yola çıkarılır. Bazı hormon testlerinde durum tersine döner, numune dondurulmadan laboratuvara ulaşırsa değeri yanlış ölçülür; bu tüpler kuryeye özel bir jel buz kutusuyla teslim edilir.
Bu yüzden laboratuvarlar numune kabul formunda her test için ayrı bir taşıma talimatı belirtir: oda sıcaklığı, buzdolabı (2-8 derece) ya da dondurulmuş. Kurye firması günlük rotasını planlarken hangi poliklinikten hangi sıcaklıkta numune çıkacağını önceden bilir, kutusunu ona göre hazırlar.
Zincir kaydı tutulmazsa numune laboratuvarda reddedilir
Numune kimden alındı, saat kaçta teslim edildi, kaç derecede taşındı bilgisi her aşamada kayda geçer; sektörde buna 'chain of custody' deniyor ama uygulamada bu sadece imza ve saat damgası atılan bir form. Formda bir boşluk kalırsa ya da teslim saati makul görünmüyorsa laboratuvar numuneyi reddedip yeniden numune alınmasını isteyebilir, bu da hastanın tekrar kan verme zahmetine dönüşür.
Sızdırmaz ambalaj da bu zincirin bir parçası: birincil kap (tüp ya da kavanoz) içeride, onu saran emici pamuklu bir ikincil torba ortada, dışarıda sert bir kutu. Üç katman birbirinden ayrı değerlendirilir çünkü bir sızıntı olduğunda ikinci katman onu tutar; kurye bu katmanları açıp kontrol etmez, sadece kapalı haliyle teslim alıp kapalı haliyle teslim eder.
Sabah turu, öğleden sonra turu ve STAT numune farkı
Çoğu poliklinik sabah 08.00-10.00 arasında topladığı numuneleri tek bir kurye seferiyle laboratuvara gönderir, öğleden sonra 14.00 civarında ikinci bir tur daha yapılır. Bu düzenli tur sistemi hem polikliniğin hem laboratuvarın günlük planlamasını kolaylaştırır; kurye hep aynı saatte aynı kapıdan geçtiği için personel numuneyi hazır bekletir.
Acil servisten ya da yoğun bakımdan çıkan STAT numunede bu tur sistemi işlemez; talep geldiği anda ayrı bir kurye yola çıkar ve genellikle otuz kırk dakika içinde laboratuvara ulaşması beklenir. Hacim küçük olduğu için bu tür taşımalarda moto kurye tercih edilir, trafikte şerit değiştirme avantajı birkaç dakikalık farkın bile sonucu etkilediği bu işte değerli olur.
