Dört dakikalık mesafe moto için neden on dakikaya çıkıyor
Nişantaşı'nda Abdi İpekçi Caddesi üzerindeki bir mağazadan karşı kaldırımdaki bir ofise zarf götürmek gerektiğinde, mesafe kuş uçuşu 120 metre olsa da cadde tek yönlü ve öğleden sonraları bir bölümü araç trafiğine kapatılıyor; moto kurye bu yüzden ya karşı sokağa dolanmak ya da yayalaşan kısımda motoru elle çekmek zorunda kalıyor. Yaya kurye aynı teslimatı kaldırımdan geçip dört dakikada tamamlıyor, moto için bu süre bazen on dakikayı buluyor.
Benzer durum Kadıköy'de Bahariye Caddesi ile Moda arasındaki dar sokaklarda da yaşanıyor; buralarda hem park yeri yok hem de bazı sokaklar öğleden sonra yayalaşıyor. Dispeçer sistemi bu tür bölgeleri otomatik işaretliyor, 500 metrenin altındaki siparişlerde önce müsait bir yaya kurye arıyor, bulamazsa moto kuryeye düşüyor.
Kapalıçarşı ve Mahmutpaşa'da yaya kurye seçenek değil zorunluluk
Kapalıçarşı'nın on sekiz kapısından hiçbirinden motorlu araç içeri giremiyor; çarşı içindeki bir kuyumcudan yan sokaktaki bir atölyeye numune göndermek istendiğinde kurye zaten yaya olmak zorunda. Benzer kısıtlama Mahmutpaşa'nın merdivenli, dar geçitlerinde de geçerli; buradaki toptancılar arası numune ve kumaş trafiği büyük ölçüde yaya kuryeyle yürüyor.
Bu bölgelerde çalışan kuryeler genelde çarşı esnafını ve dükkan sıralamasını ezbere biliyor, sipariş ekranındaki adres bazen sadece "Kalpakçılarbaşı, eski halı dükkanının yanı" gibi kısa bir tarif oluyor ve kurye haritaya bakmadan direkt gidiyor. Yeni başlayan bir yaya kurye için ilk haftalarda GPS değil esnafın tarifi daha güvenilir kılavuz oluyor.
Sırt çantasına sığan kadarı: ağırlık ve hacim sınırı
Yaya kuryenin motoru ya da bagajı olmadığı için taşıma kapasitesi doğrudan sırt çantasının hacmiyle sınırlı; sistemde bu sınır 6 kilo ve tek bir koli olacak şekilde tanımlı. Bir zarf, küçük bir hediye paketi ya da birkaç ilaç kutusu bu sınıra kolayca sığarken, tek başına büyük bir kutu bile sınırı zorlayabiliyor.
Sipariş oluşturulurken ağırlık ya da ebat bu eşiği aştığında sistem yaya kuryeyi listeden çıkarıp bisikletli ya da moto öneriyor; kurye teslim almaya gittiğinde paketin beklenenden ağır çıktığı durumlarda da aynı değişiklik elden yapılabiliyor, tek fark bu kez birkaç dakikalık ek bekleme oluyor.
Fiyat neden her zaman daha düşük değil
Yakıt masrafı olmadığı için yaya kurye hizmetinin moto kuryeden sistematik olarak ucuz olacağı düşünülür, oysa fiyatlandırma yakıttan çok süreye bağlı kuruluyor. Bir kişinin ortalama yürüme hızı dakikada 80-90 metre civarında; bu da 800 metrelik bir teslimatın yürüyerek on dakikayı bulabileceği anlamına geliyor, moto için aynı mesafe üç dakika civarında tamamlanıyor.
Bu yüzden sistem 400 metreye kadar olan siparişlerde yaya kuryeyi daha ucuza sunarken, mesafe 700-800 metreye yaklaştığında fark kapanıyor, bazen moto daha hızlı tamamladığı için toplam maliyet neredeyse eşitleniyor. 1 kilometreyi geçen siparişlerde yaya kurye önerilmiyor, sistem bu eşikten sonra seçeneği otomatik gizliyor.
Yağmurda ve gece saatlerinde yaya kurye çalışır mı
Yağmurlu günlerde yaya kurye tamamen devre dışı kalmıyor ama kapsama alanı küçülüyor; ıslak zarfın ya da kutunun müşteriye bozulmadan ulaşması için kurye naylon poşet taşımak zorunda ve bu da teslim süresine birkaç dakika ekliyor. Şiddetli yağış ya da dolu uyarısı olduğunda bölge genelinde yaya kurye seçeneği kaldırılıyor, sipariş otomatik olarak moto ya da araçlı kuryeye yönlendiriliyor.
Gece 23.00'ten sonra yaya kurye hizmeti kullanıma kapalı; bunun nedeni hız değil güvenlik, tek başına yürüyen bir kuryenin gece boş sokaklarda değerli bir gönderiyle hareket etmesi tercih edilmiyor. Gündüz yoğun geçen Kapalıçarşı ve Nişantaşı gibi bölgelerde bile akşam 20.00'den sonra talep zaten düştüğü için bu kısıtlama pratikte nadiren fark ediliyor.



