Kitap dağıtımında kurye hizmeti neden çıkış gününde en yoğun saatleri yaşar
Bir kitabın resmi çıkış tarihi genelde pazartesi ya da perşembe olarak belirlenir, çünkü yayınevleri kitapçıların vitrin düzenini haftanın bu günlerine göre planladığını bilir. Matbaadan çıkan ilk baskı Bağcılar ya da Esenyurt'taki depoya ulaştığı anda yayınevinin dağıtım sorumlusu listesini çıkarır: Kadıköy'deki üç şube, Beşiktaş'taki iki mağaza, Nişantaşı ve Moda'daki bağımsız kitapçılar aynı sabah saat 10'a kadar kitabı rafa koymak ister, çünkü sosyal medyada "çıktı mı" sorusu gelmeye başlamıştır.
Bu dağıtım kargoyla yapılmaz, çünkü kargo şubeler arası aktarma sürecinde en az bir gün kaybettirir ve o bir gün, kitabın ilk hafta satış grafiğinde telafisi zor bir boşluk yaratır. Depo sabah 7'de kutulanan kitapları kurye firmasına teslim eder, kurye de şehrin farklı yakalarındaki durakları tek bir turda değil Anadolu ve Avrupa tarafı için ayrı araçlarla gezer; boğazdaki sabah trafiği hesaba katılmazsa ilk teslimat öğlene kadar gecikebilir.
Tüyap kitap fuarında stant kurye hizmeti neden bir kereye mahsus değil
İstanbul Kitap Fuarı'nın Beylikdüzü'ndeki Tüyap'ta sürdüğü on gün boyunca bir yayınevi standı, günde birkaç kez beslenmesi gereken küçük bir mağazaya dönüşür. Fuarın ikinci günü öğleden sonra belirli bir yazarın kitabı tükenirse stant görevlisi merkez depoyu arar, kurye akşam seansından önce 40-50 adetlik bir kutuyu Bağcılar'dan Beylikdüzü'ne yetiştirir; bu mesafe normal şartlarda bir saatlik iş ama fuar günlerinde E-5 ve TEM'deki yoğunluk süreyi iki saate çıkarabilir.
Fuar kurye hizmetinin diğer yarısı standın kendi içinde yürür: giriş kapısındaki yük kabul noktasından stant numarasına kadar kutuları taşıyan bir ekip gerekir. Çoğu yayınevi bu işi dışarıdan kurye firmasına değil, fuar süresince günlük anlaşmalı tuttuğu iki kişilik bir ekibe bırakır, çünkü stant içi taşıma saatlik ücretlendirilir ve tek seferlik kurye çağırmak bu kısa mesafeler için karşılığını vermez.
Kitap kolisi kaç desi gelir, araç seçimini nasıl değiştirir
Standart ciltli bir roman yaklaşık 400-500 gram gelir, ama kitapçıya gönderilen koli tek kitap değil aynı başlıktan 15-20 adet taşır; bu da kutunun 7-9 kilograma, aynı turda üç dört farklı kitapçıya gidecek kolilerin toplamının ise kolayca 40 kilogramı aşmasına neden olur. Moto kurye bu ağırlığı tek seferde taşıyamaz, üstelik kitap kutuları hacim olarak da motosikletin arka sandığına zor sığar; bu yüzden yayınevi dağıtımı büyük ölçüde panelvan ya da en azından kasalı bir binek araçla yapılır.
Desi hesabı burada asıl farkı yaratır: resimli çocuk kitabı gibi büyük ebatlı ama az sayfalı ürünler ağırlığından çok hacminden desi kazanır, ince bir şiir kitabı ise yüz adet olsa bile bir orta boy kutuya sığar. Deneyimli bir yayınevi lojistik sorumlusu, sipariş listesini kuryeye iletmeden önce hangi başlığın hacimli hangisinin ağır sayıldığını not eder, çünkü aracın kaç durakta ne kadar yer kaplayacağını bilmeden rota planlamak kuryeyi yarı yolda ikinci bir araca mecbur bırakabilir.
İade sürecinde kitabın köşesi neden teslimattan daha önemli hale gelir
Kitapçılar sattığı kadar başlığı tutar, satmayanı belirli bir süre sonra yayınevine iade eder; bu iade kurye için normal bir teslimattan daha hassas bir iştir, çünkü yayınevi hasarlı kitabı geri kabul etmez ve kitapçının alacağı yazılamaz. Köşesi ezilmiş, kapağı kırışmış ya da rutubetten dalgalanmış bir kitap iade listesinden çıkarılır, bu yüzden kurye kutuyu arabanın bagajına değil mümkünse koltuğun üzerine, yağmurlu günlerde ise naylonla sarılı şekilde taşır.
Fatih ve Beyazıt çevresindeki eski kitapçılık geleneğinden gelen bazı işletmeler iade kutusunu kendileri hazırlarken kitapları ters çevirip sırt sırta dizer, böylece taşıma sırasında kapaklar birbirine değil kitabın kendi sırtına yaslanır. Kurye bu düzeni bozmadan teslim ettiğinde yayınevindeki kontrol süreci çok daha hızlı işler, karışık istiflenmiş bir kutu ise depoda tek tek açılıp sayılmak zorunda kalır.
İmza günü öncesi kitap teslimatında saat neden pazarlık konusu değil
Bir yazarın kitapçıda imza günü düzenlediği saatten önce masada yeterli kopya olması gerekir, aksi halde sırada bekleyen okuyucu eli boş döner ve kitapçı için bu durum telafisi güç bir itibar kaybına dönüşür. Bu yüzden imza günü teslimatları genelde etkinlikten en az üç saat önce planlanır, kurye firması da bu siparişlere "kesin saat" etiketi koyar; trafik ya da başka bir durak yüzünden gecikme riski varsa kitapçı önceden bilgilendirilir.
Moda ve Kadıköy'deki bağımsız kitapçılarda imza günleri genelde cumartesi öğleden sonra yoğunlaşır, bu da aynı gün içinde üç dört farklı kitapçıya art arda imza günü stoku taşımak zorunda kalan kurye için planlama gerektirir. Deneyimli firmalar bu günlerde rotayı saat 09:00'da teslim alınacak kutularla sabah erkenden başlatır, böylece öğleden sonranın trafiğine kalmadan tüm teslimatlar tamamlanmış olur.
