Kurye neden akşam 17.00'den sonra daha yavaş geliyor
Levent'teki bir plazadan saat 17.15'te çıkan bir evrak gönderisi, sabah aynı adrese 23 dakikada giden kurye için akşam kolayca 45-50 dakikaya çıkabiliyor. Fark trafik yoğunluğundan kaynaklanıyor ama sonuç müşteri için somut: aynı mesafe, aynı paket, ama kurye artık günün en kısıtlı saatlerinden birinde o tek teslimatı taşıyor.
Bu süre kaybı firma için boş zaman değil, kapasite kaybı anlamına geliyor. Akşam 17.00-19.30 arasında bir kurye normalde tamamlayabileceği 4-5 teslimatın yerine 2'sini ancak bitirebiliyorsa, o saatlere denk gelen siparişlerin fiyatına bu kapasite daralması bir şekilde yansımak zorunda.
Ek ücret sabit bir oran değil, rotaya göre hesaplanıyor
Ek ücret gelişigüzel bir zam değil; sistem geçmiş teslimat sürelerinin ortalamasına bakıp o saatte o bölgede gerçek sürenin ne kadar uzadığını hesaplıyor. Mecidiyeköy-Zincirlikuyu-Levent plaza hattında cuma akşamı saat 18.00 sularında bu fark yüzde 15-20 arasında bir ek ücrete dönüşebiliyor; aynı hat salı sabahı saat 10'da ek ücretsiz çalışıyor.
Fiyat günün her saatinde aynı kalmıyor, talep de buna karışıyor. Belirli bir saatte bir bölgeye düşen sipariş sayısı o anda çalışan kurye sayısını aşarsa, sistem fiyatı biraz daha yukarı çekip bazı müşterileri 15-20 dakika sonrasına kaydırmaya çalışıyor; bu da aslında herkesin daha kısa beklemesini sağlıyor.
Moto kurye bu farktan araçlı kuryeden çok daha az etkileniyor
Trafik sıkışıklığında iki teker, dört tekere göre büyük bir avantaj sağlıyor. FSM ya da 15 Temmuz köprüsüne çıkan bağlantı yollarının tıkandığı bir akşamda araçlı kurye sıraya girip 35-40 dakika kaybedebilirken, moto kurye şerit aralarından geçip aynı mesafeyi 10-12 dakikada tamamlayabiliyor.
Bu yüzden akşam saatlerindeki ek ücret araçlı kuryede daha yüksek oranda uygulanıyor, moto kuryede ise çoğu zaman gözle görülür bir fark olmuyor. Küçük ve hafif bir gönderiniz varsa, yoğun saatte araçlı kurye yerine moto kurye seçmek hem daha hızlı hem de cepte daha az fark bırakıyor.
Okul çıkışı ve maç günü gibi küçük ölçekli yoğunluklar da devreye giriyor
Genel trafik yoğunluğunun dışında, bazı saatler ve bölgeler kendi başına mikro bir tıkanıklık yaratıyor. Beşiktaş'ta Vodafone Park'ta ya da Kadıköy sahilinde akşam oynanan bir maç, stat çevresindeki birkaç sokağı maçtan iki saat önce araç trafiğine kapatabiliyor; o bölgeye gidecek bir kurye normalde kullandığı yolu değiştirmek zorunda kalıyor.
Benzer bir durum okul çıkış saatlerinde yaşanıyor; özellikle özel okulların yoğun olduğu Etiler, Ulus ve Bebek gibi bölgelerde 15.30-16.30 arası servis araçlarının okul önünü doldurduğu dakikalarda kurye bazen park edecek yer bulamıyor. Bu tür yerel tıkanıklıklar genel yoğun saat ücretinden bağımsız, sadece o sokağa özel küçük bir gecikmeye yol açıyor.
Ek ücretten kaçınmak için en pratik yol: saati biraz kaydırmak
Acil olmayan bir gönderiyi sabah 10.00 ile öğleden sonra 15.00 arasına denk getirmek, çoğu zaman ek ücretin tamamen devre dışı kaldığı bir pencereye girmek anlamına geliyor. Düzenli gönderim yapan firmalar için bu, kurye siparişini akşam değil öğleden önce vermeyi alışkanlık haline getirmek kadar basit bir değişiklik.
Kurumsal hesabı olan işletmeler bir adım daha ileri gidip sabah saatlerine sabit bir kontenjan ayırtabiliyor; böylece o firmanın günlük gönderileri yoğun saate hiç girmeden tamamlanmış oluyor. Bireysel kullanıcı için de aynı mantık geçerli: gönderi gerçekten o an gitmek zorunda değilse, bir-iki saatlik kayma hem bekleme süresini hem de faturayı küçültüyor.



